banner10
banner25

Dağ keçileri neden kutsal?

Tunceli'de bulunan dağ keçilerinin avlanması için açılan ihaleye tepkiler çığ gibi büyüyor. Peki dağ keçileri neden kutsal? Hızır'ın davarı olarak bilinen keçiler neden bu kadar sahipleniliyor. İşte cevabı...

Yeni Tunceli
Yeni Tunceli
10 Temmuz 2020 Cuma 20:39
Dağ keçileri neden kutsal?

Derler ki; dağ keçilerinin itikadı o kadar derindir ki, güneş dağların ardına çekildiği andan itibaren ayağını dervişlerin toprağından çekerlermiş. Kayalık alanlara gidip, orada uzanıp yatarlarmış. Çünkü onlar da biliyor ki, Hz. Muhammed’in nuru dağların ardına çekildiğinde, dervişlerin toprağı kendini mühürler. 

HER SÜRÜNÜN KENDİNE HAS TILSIMI VAR

Dersim Alevilerine göre, can, ruh ve beden birbirinden tamamen razı olduğunda, insan ölümsüz olabilir ve zamanın ötesine geçer. Dersim’deki ziyaretlerin tümü, bu ölümsüz varlıkların mekânlarıdır. Ve inanışa göre ölümün ötesine geçen insanların, evliyaların, ermişlerin, Ocak atalarının; at, kartal, dağ keçisi gibi hayvanları, ağaçları olabilir. Bu ağaçlar ve hayvanlar evliyanın koruması altındadır, onun sürüsüdür.  Dersimliler, her evliya sürüsünün kendisine has özellikleri olduğuna inanır.

KEDEKLİ ZEYNEL DEDE (ZEYNEL BATAR) NE DEMİŞTİ?

Derviş Cemal Ocağı’ndan Kedekli Zeynel Dede (Zeynel Batar) bir dervişe ait olduğuna inanılan dağ keçilerinin kutsallığına dair rivayetleri şu sözlerle anlatmıştı.

“Dersimlilerin dualarından eksik etmedikleri bu evliyaların ilki Sarık Sıvan’dır. ‘Sıvan’ çoban demektir ve sarık da sarık takmasından gelir. Dersim’e Şıx Ahmet Dede tarafından gönderilmiştir ve Dersim evliyalarının başıdır. Sarık Sıvan’ın Kırklar Dağı’nda bir mağarası vardır ve bu mağarada keçileriyle yatar. Sarık Sıvan keçileri; Hozat’ta Yılan Dağı ve Ali Boğazı tarafında yaşarlar. Kulaklarının bir tarafı bıçakla kesilmiş gibidir ve bu onların tılsımıdır.”

ALİ EKBER (FİRİK) DEDE, DAĞ KEÇİLERİ İÇİN NE DEMİŞTİ?

“Nefsine kul olanlar, bu varlıkları öldürüyor. Mesele nefsi kendine kul yapmaktır. Eğer sen nefsini kendine kul yapmaz nefis atına binersen, bulutların da üstünde gezersin, dağların da zirvesine çıkarsın, ama düştüğünde acısı çok ağır olur. Bunu yapanlara diyorum ki, eğer canları et istiyorsa gelsin benim davarımı çalsınlar, helal hoş ederim. Ama bunları vururlarsa, onların eti zehir zıkkım olsun.” 

ŞIX AHMET DEDE'NİN RİVAYETİ

“Onun dağ keçileri ise sağ arka ayaklarından hafif topallar. Rivayete göre kendisine misafir olan Alaaddin Keykubat ve askerlerine bir keçi ikram eder, ancak askerlerden keçinin kemiklerini kırmadan yemelerini ister. Ancak bir asker eti yerken kemiği kırar. Ertesi gün Şıx Ahmet Dede, bu askere kemikleri yerli yerince dizmesini söyler ve çubuğunu üç kere vurunca keçi ayaklanır. Ancak kemiği kırıldığı için topaldır, ondan doğan bütün keçiler hep topal kalır.”

METİN KAHRAMAN VE GEYİK ÜSTÜNE BİR DEYİŞ

Geyik ne melersin

Dağı taşı delersin

Bir yavrunun yolu

Geyik ne çok melersin

Adayıp atandadır

Geyik ne arasın dağı taşı

Okuyup yazandadır

Yavrun bu kazandadır

Adayıp atan'dolsun

Okuyup yazand'olsun

Benim yavrumu alanın İki gözü kör olsun.

DAĞ KEÇİLERİ ALEVİ İNANCININ BİR PARÇASI

Bu deyiş, yavrusu avcılar tarafından öldürülen bir geyiğin, avcı ve dervişle sohbetini anlatıyor. Deyişin sonunda, derviş yavruyu avcılardan kurtarıyor.

Sanatçı Metin Kahraman, dağ keçileri ve geyiklerin bölgenin kültürüne de büyük etki yaptığını söylüyor. Ve hayvanların ve bitkilerin kutsal sayılmasının en önemli nedeni olarak Dersim’den öte, Alevi inancını gösteriyor. “Mesela” diyor, “Sabah ve akşam güneşe dua edilir ve bütün dualar börtü böcek içindir, hastalar içindir, yoksullar içindir, yoldaki içindir. Onlar için rızk istenir, en son o rızktan kendi çocukları için de bir parça dilenir. Çünkü Alevilere göre güneş Muhammed’dir, ay Ana Fatma’nın suretidir, ayın karanlık yüzü Ali’dir. Ve kal û beladan beri gelen bir inanç ve 124 bin peygamber bir sayılır.”

ABDAL MUSA VE GEYİK HİKAYESİ

Alevi toplumunda dağ keçilerine dönük yasağın izlerinin 1200’lü yıllara kadar sürüldüğünü söyleyen Metin Kahraman, “1200’lü yıllarda Dersim’den Toroslar’a kadar Aleviler arasında dağ keçilerinin avlanması yasaklanmıştı” diyor. Hacı Bektaş Veli’nin bir kucağında geyik, bir kucağında aslan olan siluetinin bu yasağa dayandığını söyleyen Kahraman, Alevi ulularından Abdal Musa’nın bir Türkmen dervişi olduğunu ve avcıya geyik olarak göründüğünü şu sözlerle dile getiriyor:

“Abdal Musa geyik donundadır, avcı onu yaralar ve bir mağaraya sığınır. Mağaradan çıktığında bir yaşlı adamdır. O günden sonra Anadolu’nun her yerinde dağ keçilerini ve geyikleri avlayan herkesin Abdal Musa’nın hışmına uğrayacağı anlatılır.”

Metin Kahraman da Dersim’de sadece geyikler ve dağ keçilerinin değil, turnaların, alabalığın ve su samurlarının kutsal sayıldığını ve yakın geçmişe kadar avlanmadığını anlatıyor, bunu da yine inanca dayandırıyor:

Son Güncelleme: 21.07.2020 17:09
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner37

banner14